Dillere Pelesenk Olan Ve Hukuk Tarihimize Geçen “Rahşan Affı” Üstünden 23 Sene Geçti

22 Aralık 2000 tarihinde çıkartılan Af Kanunu’nun üstünden 23 sene geçti. Kamuoyu tarafından daha ziyade Rahşan Affı olarak bilinen ve bu ismiyle kayıtlara geçen kanun büyük tartışmaları beraberinde getirdi. 

O dönemde görevde olan DSP-MHP-ANAP koalisyonunun çıkarttığı af kanunu hem oluşum süreci hem de sonrasındaki süreç itibarıyla dikkat çekici anekdotlar içeriyor.

Öyleyse gelin, siyasi tarihimizin büyük tepki toplayan bu döneminde neler yaşanmış hatırlayalım.

1999 Seçimleri sonrası birinci parti olmayı başaran Demokratik Sol Parti, uzun süren tartışma ve görüşmelerin ardından Milliyetçi Hareket Partisi ve Anavatan Partisi ile birlikte hükümeti kurdu.

Yeni hükümeti zorlu bir süreç bekliyordu. Başbakan Bülent Ecevit, çok kuvvetli bir konumda değildi. Üstelik bozulan sağlığı da bu görevini sürdürmesini zorlaştırıyordu. Af kanununa ilişkin süreç ise aslında bu koalisyonun göreve gelmesinden bir sene önce 1998 yılında yapılan bir haber ile başlamıştı.

Haberde gündüzlerini kreşte, gecelerini ise 27 yıl ağır hapse mahkûm olmuş annesinin yanında cezaevinde geçiren 2 yaşındaki Aylanur’un durumu anlatıldı.

Dönemin Başbakan Yardımcısı ve Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Bülent Ecevit’in eşi ve aynı partinin genel başkan yardımcısı Rahşan Ecevit, bu haberden etkilenerek parti meclisi toplantısında af önerisinde bulundu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 75. yılında düşünce suçları ve adi suçlar için af öneren Rahşan Ecevit, çıkarılacak affın ‘birçok ailenin geçim sıkıntısını hafifleteceğini, cezaevleri de boşalacağı için hükûmete yeni düzenlemeler için kolaylık sağlayacağını’ belirtti. 

Bülent Ecevit de basına yaptığı açıklamada, ‘Rahşan Hanım sürpriz yaptı. Benim de haberim yoktu. Anadolu’da bu konuda çok istek geliyormuş. Parti meclisimiz de öneriyi gruba götürme kararı aldı. Biz olaya insani açıdan yaklaşıyoruz. Bu tür mahkûmlar genellikle ailenin para kazanan, aileyi koruyan insanları oluyor. Onlar cezaevine girince aileleri mağdur oluyor.’ dedi.

1999 Hükümeti kurulduktan sonra, DSP bu konuyu hükümet programı haline getirdi. Kamuoyunda af tartışması başladı.

71 ildeki baro başkanlarından 39’u affa destek verdi, 16’sı karşı çıktı.

Ağustos sonunda af yasası meclisten geçti ama Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel bu yasayı veto etti. 

Demirel’in vetosu bir kesimde memnuniyet oluştursa da af kanunu ile ümitlenen mahkumlar cezaevlerinde isyanlar çıkardı.

Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün, ‘Af çıksaydı cezaevinde olaylar olmazdı.’ diyerek dolaylı yoldan cezaevi isyanlarından dolayı yasayı veto eden Süleyman Demirel’i suçladı.

Uzun tartışmaların ardından Af Yasası Meclis’te ikinci defa oylandı ve kabul edildi. O dönemde Rahşan Ececit’e yönelik af kanunu gündeme taşıdığı için sert eleştiriler yapıldı.

Doğru Yol Partisi üyeleri, TBMM’de af kanunu kabul edilince tepki gösterdiler ve Genel Kurul Salonu’nu terk ettiler. Buna karşın Fazilet Partili bazı milletvekilleri de hükümet dışında olmalarına rağmen bu kanuna destek verdiler. Süleyman Demirel sonrası göreve gelen Ahmet Necdet Sezer, kanunu veto etmeyerek kabul etti. 22 Aralık 2000 tarihinde üç senedir süren tartışmaların ardından Kanun Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girdi.

Af sonucu, 70 bin kişilik kapasitesi dolan cezaevlerinin nüfusu 40 bine kadar düştü. Ancak mahkûm sayısı 3 yılda 20 binden fazla artarak yeniden 64 bine çıktı.

Bu durum kanunun işe yaramadığına yönelik değerlendirmelerin sesini daha fazla yükseltti. Özellikle Af Kanunu sayesinde cezaevinden çıkan kişilerin karıştıkları yeni suçlar gazetelerin manşetlerini süsledi. 

Bu durumun sorumluluğu ise kanunu geçiren koalisyondan çok tartışmaları başlatan Rahşan Ecevit’e yüklendi.

Af Kanunu, literatüre Rahşan Affı olarak geçti.

2001 yılında tepkilerin artması üzerine Rahşan Ecevit, “Benim düşündüğüm af katillerin affı değil, garibanların affıydı.” dedi.

Ancak Rahşan Ecevit’in bu sözleri kendisine yönelik tepkileri dindirmedi. 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de kanunu veto etmediği için büyük tepkilerden nasibini aldı.

Rahşan Affı olarak adlandırılan Af Kanunu’nun 2002 seçimlerinde DSP’nin yaşadığı büyük çöküşe etki ettiğini düşünen yorumlar da oldukça fazla.

Af sonrası salıverilen isimlerin önceden işlediği suçlardan dolayı mağduriyet yaşayan ve yakınlarını kaybeden insanlar, birçok eylem ve konuşma yaparak tepkilerini dile getirdi.

3 Kasım 2002’de iktidarı kaybeden DSP ise kısa süreli bu koalisyon yönetiminin en çok konuşulan konularından birisinin mimarı olarak tarihe geçti.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*